Bu yazıyı şimdi Spotify‘da dinleyebilirsiniz!
İstanbul, asırlardan süzülüp gelen bir kent değil, asırlara sirayet eden bir kültürdür. O, ne sadece eski Roma, ne eski Bizans, ne Osmanlı, ne de sadece bir Türk şehridir. İçinde hepsinden motifler olan bir kültür abidesidir. İşte bundan ötürü taşı, toprağı altın deriz.
Para Dediğin Altındır
Altın demişken; hikayemize Roma İmparatorluğu’nda 7 asır (MS 300 – 1000) kullanılan altın bir para birimi ile başlayalım. Romalıların yaklaşık 4.5 gram altına karşılık gelen paraya verdikleri isim Solidus imiş. Bu para birimi Latince yoğun, katı, tam anlamındaki solid tabirinden gelir ve bu kelime bugün İngilizce’de halen kullanılır. Romalı askerlere maaşlarının bu para birimi ile ödenmesinden İngilizce’deki asker anlamındaki soldier kelimesi de buradan gelir. Günümüzde kurun sabit kalması pek rastandık bir şey olmasa da, 1 altın Solidus’un, 12 gümüş Denarius’a eşitliği yaklaşık 7 asır boyunca sürmüş.

Altın Para Yerini Gümüş Paraya Bırakır
Altın paraya olan talebin artması, Solidus darp etme için gerekli olan altına ihtiyacı artırmış ama altın yokluğu alternatif bir çözümü getirmiş. 1271 yılında bir Solidus’a karşılık gelen, büyük ve kaba bir gümüş para basılır, buna da Latince kalın, kaba anlamında Grossus denilir. Yıllar içinde bu para Avusturya hanedanın hüküm sürdüğü coğrafyada da ve sınırlar ötesinde Grousch adıyla yaygınlaşır ve hatta İstanbul’da da Goroş veya Guruş olarak kullanılır.

Grossus’dan Kuruş’a Uzanan Hikaye
Grossus’un başta İstanbul olmak üzere Osmanlı coğrafyasında resmi para olarak kullanılması ise 1690 yılında Viyana önlerinde yaşanan hezimete dayanır. Seferin yol açtığı yüksek maliyet ve Osmanlı ekonomisinde yaşanan enflasyon tedavüldeki mangırı kıymetsizleştirir. Bunun yerine 12 Mangır’a eşit Gümüş Guruş tedavüle sokulur. Harf devrimi ile de Guruş tabiri, Kuruş olarak kullanılmaya başlanır. Günümüzde enflasyon nedeniyle pek kıymeti kalmamış olsa da, geçmişten gelen bir kıymeti ve hikayesi olduğu aşikardır.

Meteliğe Kurşun Atmak
Kıymet demişken, “meteliğe kurşun atmak” deyiminin de hikayesini paylaşarak yazımızı bitirelim. Yıllar önce, köyünden kalkıp, İstanbul’a gelen bir köylü çocuğu zaman içinde talihin de yardımıyla yüksek mevkilere gelir, paşa olur. Köylülerinden yolu İstanbul’a düşenler arayıp, sorar ve paşanın köşkünü bulurlar. Paşa, köşkün bahçesinde gümüş Mecidiyeleri (27 gr gümüşten basılan para) hedef diye dizdirmekte ve atış talimi yapmaktadır. Bu durum karşısında fakir köylüler “Biz meteliğe kurşun atıyoruz, paşa mecidiyeye” demekten kendilerini alamaz. Bu arada meteliğin de bir Guruş’un dörtte biri değerinde bir para birimi olduğu ve tek başına hiçbir şey almaya yetmediğini hatırlatalım. Hatta maddi kıymeti olmayan şeyler için “metelik etmez” deyimi de bu para biriminden kaynaklanır.
Son olarak da; bugün Solidus’un varlığını Şilin, Denarius’un da Dinar olarak devam ettirdiğini not edelim.
Bu yazıyı şimdi Spotify‘da dinleyebilirsiniz!
İstanbul, 16 Ocak 2021
gezmekyetmez







