İstanbul’da yaşayanların mutlaka gördüğü, yaşamayanların ise fotoğraflardan tanıdığı Anadoluhisarı, 1395 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından inşa ettirilmiş. Bir tarafta Göksu Deresi, diğer tarafta İstanbul Boğazı, muhteşem bir manzara.
İstanbul Boğazı’nın genişliği 780 metre olan, en dar yerinde yaptırılan eser Ortaçağ mimarisinin ve Osmanlı askeri mimarisinin güzel örneklerindendir. Yıldırım Beyazıt’ın Göksü Deresi’nin denize kavuştuğu bu noktada köprübaşı olarak yaptırdığı hisar birkaç fonksiyonu bünyesinde barındırır. Özellikle; Karadeniz geçişini kontrol altına almak ve Bizanslıların Göksü Deresi’nin içinden aktığı vadi kanalıyla Osmanlı üzerine akın yapmasını engellemek için inşa edilir. Bir diğer inşa sebebi de, İstanbul’un fethi için hazırlık yapılmasıdır. Bu amacın ipuçlarını Aşıkpaşa Tarihi’nde görüyoruz. Hisarın inşaatının tamamlanması sonrasında, padişah tarafından Bizans İmparatoruna yollanan elçiler ile kentin kendisine teslim edilmesi talep edilir., Bizans hükümdarının vergi vererek bu talebi geri çevirmesi İstanbul’un fethi için 50-60 yıl daha beklenmesini gerektirir. Bizans imparatorunun bu kabullenişi bölgede Osmanlı yerleşiminin de onaylanması anlamına gelir.

Bugün her ne kadar Anadoluhisarı olarak bilsek de, kale tarihte farklı isimlerle anılmış. Bu isimlerden biri Güzelce Hisar’dır. Kimilerine göre Karadeniz trafiğini kontrol ve gözetleme fonksiyonu nedeniyle, hisar Gözlücehisar adıyla da anılmış.

Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethi sırasında hisarın dışına Hisarpeçe (ifadenin zerafetine bakar mısınız!) adı verilen koruma duvarları yapılır. İstanbul’un fethi sonrasında hisar önemini yitirir. Asırlar sonra, 18. yüzyılda Kazak akınlarında savunma fonksiyonu kısa süreliğine olsa da devreye girer. Kale uzun yıllar yeniçeri hapishanesi olarak kullanılır. 1830’larda hisarın etrafında deniz doldurulur. Doldurmak suretiyle kazanılan alanlara yalılar ve yeni evler yapılır.

Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan hisarpeçe, kenti başta Bizans saldırılarından ve düşmanlarından korumayı başarsa da, 1928 yılındaki yol genişletme çalışmalarına kurban gider. Hisarın kapıları yıkılarak, içinden sahil yolu geçirilir. Bu esnada fotoğrafta görülen ahşap köprü yerine günümüze kadar ulaşan bir de beton köprü yapılır.

Anadoluhisarı, İstanbul’a gelen birçok yabancı gezgin ve tarihçinin ilgisini çeker. Bu sebepten Anadoluhisarı’nın tasvir edildiği birçok gravür günümüzde bize hisarın o yıllardaki görünümü ile alakalı bilgi verir. Günümüze ulaşmayan sanat eserlerinden birinin hikayesini anlatarak yazımızı bitirelim. 19. yüzyılın sonlarında Jules Laurens tarafından hisarın muhteşem bir yağlıboya tablosu yapılır. Tablo 1957 yılında İstanbul’da bir antikacının eline geçer. Ancak, tabloya İstanbul’da bir müşteri bulunamaz. Bunun üzerine son Irak Kralı II. Faysal’a satılır ve tablo Bağdat’a gider. 1958 yılında Irak’ta yaşanan darbe sonucunda tablonun sahibi kurşuna dizilir. Tablo da sırra kadem basar.
İstanbul, 06 Şubat 2021
gezmekyetmez







