Sultanahmet Meydanı'nda ebat bakımından Dikilitaş'ın ve Örme Dikilitaş'ın gölgesinde kalan üçüncü bir sütun daha vardır. Bu sütun birbirine dolanmış üç büyük yılanın tasvir edilmesi nedeniyle Yılanlı Sütun diye bilinir.
Mecburiyetten evde kalmanın verdiği sıkıntıdan mı, yoksa çocukluğumdan gelen alışkanlıktan mıdır bilinmez bayram boyunca bazı ilginç deyimler ile ilgili hikayeleri araştırdım. Tabii serde İstanbul sevdası olunca da, İstanbul kültürününün, yaşam biçiminin, edebinin ve coğrafyasının ilham verdiği deyimler olması kaçınılmaz oldu.
“Benim hayatım film olur, kitap olur” lafını siz de çok duymuşsunuzdur. Bugün size tam da bu sözü doğrulayan ve kitap olmuş bir hayattan, Victor Eskenazi’nin “Yolculuk İçin Teşekkürler - Bir İstanbul Musevisinin Anıları, 1906 - 1987” adlı kitabından bahsedeceğim.
İstanbul'da yaşayıp da, Eminönü'ne gelmemiş, Yeni Cami'de kuşlara yem atmamış kimse var mıdır bilmem. İstanbul'un bu merkezi semti, aslında Doğu Roma - ki biz Türkler ona Bizans deriz- İmparatorluğu'ndan bugüne kadar hep ticaret ile içiçe anılmış bir bölge. Doğu Roma devrinde Sirkeci ve Eminönü birbirine bağlı iki liman iken Sirkeci Neorion, Eminönü Prosoforion limanı diye anılırmış.