Bu yazıyı şimdi Spotify‘da dinleyebilirsiniz!
Peşinen söyleyeyim, başlığın akademik olması sizi yanıltmasın. Okuyacağınız yazı bildiğiniz, alıştığınız türden bir yazı.
İnsanların denize girmeleri 1800’lerde başlıyor. Daha doğrusu, doktor tavsiyesi ile ve sağlık nedeniyle düzenli olarak denize girmeleri o yıllarda başlıyor. Elbette öncesinde de insanlar gözlerden uzak yerlerde denize, göle, dereye giriyorlardı. Avrupa’da, 19. yüzyıl ile birlikte denize girilecek yerler (plajlar) belirlenip, burada uyulacak kurallar ve giyilecek kıyafetler standart hale getiriliyor.

İstanbul’da ise 1826 sonrasında bu amaca yönelik Deniz Hamamı denilen, kadın ve erkeklerin ayrı ayrı denize girebildiği, çevresi meraklı gözlerden izole edilmiş alanlar oluşmaya başlıyor. İnanmak güç olsa da; Reşad Ekrem Koçu İstanbul’daki ilk deniz hamamının Yenicami’ye birkaç yüz mesafedeki Çardak İskelesi denilen yerde kurulduğunu yazar. Elbette ahlaka aykırı hal ve davranışlar olmaması için de polis ve zabıta gözetiminde olduğunu ekler. Kısa bir sürede İstanbul’daki deniz hamamlarının sayısı 62’ye ulaşır. Deniz hamamlarının plajlara dönüşmesi ise 1917 Bolşevik İhtilali sonrasında İstanbul’a gelen Beyaz Rusların Florya’da kadınlı erkekli ve işgal yıllarında İngiliz askerlerinin canlarının istediği yerde denize girmesi ile olur.
Zaman içerisinde denize girerken giyilecek kıyafetler standartlaşmaya başlar. erkekler paçalı tek parça mayolar giyerken, kadınlar bol ve vücudu ve başı tamamen örten kıyafetler giyer. 1930’lu yıllarda Hollywood filimlerinde aktristlerin sırt ve omuzlarını gösteren mayolar giymesi Avrupa’da yayılır.

1946 yılında Amerika Birleşik Devletleri Pasifik Okyanusu’nda adı “Bikini” olan bir adada yaşayan yerlileri boşaltıp, burada nükleer çalışmalar yapmaya başlar. Aynı yılın Mayıs ayında, Paris’te Jacques Heim adlı bir modacı kendi ürettiği, iki parçadan oluşan ve dünyanın en küçük deniz kıyafetini tanıtır. İsmini de, bundan daha küçük bir deniz kıyafeti yapılamayacak olması nedeniyle, bir maddenin en küçük parçası kabul edilen “Atom” olarak koyduklarını moda dünyasına ve rakiplerine duyurur. Bir kaç ay sonra da, rakibi Louis Reard daha küçük bir deniz kıyafeti yapar. Ancak, bir türlü bu kıyafete isim bulamamaktadır. Aklına ABD’nin atomu parçalamak üzere Bikini adasında yaptığı denemeler gelir. Var ettiği deniz kıyafetine Bikini adını verir. Böylece hem meslektaşına atomu parçaladık göndermesi yapmakta, hem de nükleer denemelerin şok etkisi ile kendi tasarımını tanımlamaktadır.
Bikini özellikle Bridget Bardot tarafından Avrupa’ya tanıtılır ve yaygınlık kazanır. Türkiye’de ilk giyenin ise Benli Belkıs namıyla bilinen bir devrin ünlü karakteri Belkıs Söylemezoğlu olduğu iddia edilir. Sonrasında da, tüm dünyada olduğu gibi 60’lı yıllarda Türkiye’de de yaygınlaşır.
Bu yazıyı şimdi Spotify‘da dinleyebilirsiniz!
İstanbul, 30 Ocak 2021
gezmekyetmez
Kapak Fotoğrafı Kaynak : Maynard Owen Williams, 1951, National Geographic Koleksiyonu







