
1911 yılının Mayıs ayında, 24 yaşında İsviçreli bir genç İstanbul’a ayak basar.
Bu genç, sonraki yıllarda modern mimarinin kurucusu üç isimden biri olarak kabul edilecek “Le Corbusier” takma adıyla anılan Charles-Edouard Jeanneret’den başkası değildir.

Kaynak : tr.wikipedia.org/
Le Corbusier’i İstanbul’a getiren, mimariye olan ilgisidir. Şark Ekspresi ile Viyana’dan başlayan yolculuğunda maksadı, Antik Yunan ve Osmanlı mimarisini incelemektir. İstanbul’a geldiğinde her Avrupalı gibi Pera’ya yerleşir.
Pera’yı hiç sevmez. Notlarında Pera’dan levantenlerin, domino misali evlerde yaşadığı ve ağaç olmayan yer diye bahseder.

Kaynak : Twitter – @mimarilugat
Tarihi Yarımada ve Üsküdar’daki eski İstanbul sokakları, camiler, türbeler, mezarlıklar ve servi ağaçları ilgisini çeker. Dostlarının “camilerden uzak dur” telkinlerine kulak asmaz. Notlar tutar, eskizler çizer. Yıllar sonra bu eskizler ve notlar önce bir gazete yayımlanır. Sonra da kitap olur.

Kaynak : www.gzt.com
Küçük Kıyamet diye anılan, Fatih Altın Mermer yangınına tanık olur. Yangından eşyalarını kurtarmaya çalışan insanların ağırbaşlılığı ve tevekkülünden etkilenir. Türkleri tek kelime ile tanımlamak gerekirse, o kelime “sükunet” olur der.
Bu gözlemine ters düşen bir değerlendirmeyi tüccarlar için yapar. Ona göre; tüccarlar üçkağıtçı ve gürültücüdür.

Kaynak : www.gzt.com
İstanbul’dan 1911 yılının Ağustos ayında ayrılır.
1933 yılında Atatürk’e yazdığı bir mektupla hayran olduğu İstanbul’un imarına talip olur. Mektubunda iki tavsiye vardır. İlki tarihî yarımadayı olduğu gibi korumak, diğeri de yeni yapılacak bölgeleri çağdaş şehircilik ilkelerine göre tasarlamak. Ancak mektubuna cevap alamaz.
1948 yılında Şemsa Demiren’e verdiği röportajda “Bu mektupta, inkılâp yapmış bir milletin en büyük inkılâpçısına İstanbul’u eski hali ile asırların tozu toprağı ile bırakmasını tavsiye ediyordum. Ne büyük hata yaptığımı sonradan anladım.” der.
İstanbul, 14 Nisan 2021
gezmekyetmez

Kaynak : www.gzt.com







