
Dünyanın en bilinen ve belki de en çok satan dergisi National Geographic’i bilmeyenimiz yoktur. Ancak, dergiyi var eden ve yaklaşık 55 yıl yöneten Gilbert Grosvenor’un İstanbul doğumlu olduğunu, Robert Koleji mezunu olduğunu bilenimiz azdır.
Gilbert Grosvenor’un babası Prof. Edwin A. Grosvenor Robert Kolej’de 21 yıl (1869-1890) boyunca tarih öğretmenliği yapar. 1875 yılında ikiz oğulları Gilbert ve Edwin İstanbul’da doğar. İlk ve ortakalı Robert Kolej’de okuyan kardeşler babalarının görevi sonrasında 15 yaşında ABD’ne dönerler.

Onların ABD’ye dönmelerinden 2 yıl önce avukat Gardiner Greene Hubbard ve 33 arkadaşı 13 Ocak 1888 tarihinde insanlara coğrafyayı sevdirmek maksadıyla National Geographic Society adıyla bir topluluk kurar. Aynı yılın Ekim ayında da cemiyet National Geographic Magazine adlı bir bülten çıkarır. Hubbard’ın 1898 yılında vefatı sonrasında cemiyetin başına mucit Alexander Graham Bell geçer. Aylık 100 USD maaşla işe aldığı yardımcı editör ise 23 yaşındaki İstanbullu hemşehrimiz Gilbert Grosvenor’dür. Çalışkan genç ile Alexander Graham Bell’in kızı Ellsie arasında baş gösteren aşk kısa sürede evliliğe dönüşür. Ünlü mucit evlilik hediyesi olarak damadına topluluğun, derginin yönetimini ve mülkiyetini verir.

Gilbert Grosvenor derginin başına geçer geçmez, babadan kalma bir yöntem ile dergide bol fotoğrafa yer verir. Zira; babasının İstanbul’dan ayrıldıktan 5 yıl sonra kaleme aldığı iki ciltlik Constantinople adlı kitabı bol fotoğrafları nedeni ile oldukça ilgi görmüştür. Derginin yöneticiliğini yaptığı 55 yıl boyunca temel yayın ilkesi “bol fotoğraf, sade ve hoş yazılar ve en önemlisi tartışmalı hiç bir konuya dergide yer vermemek” olur. Zaman zaman bu apolitik yaklaşım eleştirilse de, iki dünya savaşı ve bir soğuk savaş dönemi atlatan dergi tirajını arttırırken, cemiyetin üye sayısı da milyonlara ulaşır. 1955 yılında, artık yoruldum diyen hemşehrimiz Gilbert Grosvenor tüm görevlerini ve mülkiyet haklarını oğlu Melville Bell’e devrederek vefat edeceği 1966 yılına kadar emekliliğin tadını çıkarır.


Gilbert Grosvenor’ün İstanbul doğumlu olması 55 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemi ve Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarındaki modernleşme hareketleri ve özellikle çağdaş devrimlerin sık sık dergiye konu olmasını sağlar. Bu yazıyı hazırlarken kütüphanemde bulunan ve ülkemiz ile alakalı dosyaların yayınlandığı National Geographic Dergilerini üşenmedim, saydım. 1923-1960 döneminde tam tamına 15 defa İstanbul ve Türkiye dergiye dosya konusu olmuş. Elbette Gilbert Grosvenor’ün Türkiye için faydalı çalışmaları bunlarla sınırlı değil. 1912 yılında Alexander Graham Bell’in sağladığı finansal kaynak ile dergi keşif gezilerini ve ilgi alanına giren projeleri desteklemeye başlar. Bu çerçevede Prof Kenan Erim’in başvurusunu inceleyen topluluk ülkemizde yapılan Afrodisyas kazılarına 30 yıl boyunca finansal destek verir.

Günümüzde Gilbert Grosvenor’ün doğduğu şehirde kendisinden geriye kalan ne var diye baktığımızda maalesef pek olumlu şeyler söylemek mümkün değil. İkiz kardeşi ile birlikte doğdukları ev 1980’lerin sonuna kadar gelebilmişse de, artık mevcut değildir. Eğer Robert Kolej içinde adını yaşatmak üzere yapılmış herhangi bir şey yoksa, ondan geriye kalan tek şey 1890 yılında, 7 aylık iken vefat eden kız kardeşi Harriet’in İstanbul’daki mezarıdır.
Teşekkürler sevgili hemşehrimiz…
İstanbul, 31 Ocak 2021
gezmekyetmez
KAPAK FOTOĞRAFI
Gilbert Grosvenor kayınpederi Alexander Graham Bell tarafından hediye edilen çalışma masasında
Kaynak : Steward B.A. / Fletcher J.E.,, Grosvenor Kolleksiyonu







