Atina’da Bi’Sahaf – Kahire’den Atina’ya Notlar

ATİNADA Bİ SAHAF

ATİNADA Bİ SAHAF

Bu yazıyı şimdi Spotify‘da dinleyebilirsiniz!

#evdekal Türkiye dediğimiz bugünler son seyahatlere ilişkin fotoğrafları gözden geçirmek, notları düzenlemek  için muhteşem bir fırsat.

📌📌📌
Geçenlerde bir grup doktor dostum ile gittiğimiz Atina’da çektiğim bu sahaf fotografını bulunca geçmişte kaleme aldığım, kurguladığım bir hikayem aklıma geldi.
📌📌📌
Arap Baharı’nın hemen sonrasında uluslararası bir kuruluşu tarafından yarı resmi bir görev ile Mısır’ın sahil kentlerinden birinde kısa süreliğine görevlendirilmiştim. Tam da o günlerde Mısır Hükümeti’nin aldığı bir karar ile benim gibi yabancıların ülkeden çıkışına yasak getirilmiş, görev beş yıldızlı bir otelde zorunlu tatile dönüşmüştü. Durumu önce adına Mısır’a bulunduğum uluslararası kuruluşa, sonra da büyükelçiliğimize bildirmiş  yardımcı olup, olamayacaklarini sormuştum.
📌📌📌
Büyükelçiliğimiz bir gece sonra sabaha karşı İskenderiye’den kalkacak bir THY uçağı olduğunu, ona yetişirsem İstanbul’a uçmamı sağlayabilecekleri söyleyerek biraz rahatlamamı sağlamıştı. İskenderiye ile bulunduğum yer arasındaki mesafe çoğu çölde yolculuk gerektiren ve kontrolün kimde olduğu bilinmeyen yaklaşık bin kilometrelik bir yolculuğu zorunlu kılıyordu. Üstelik de bu mesafeyi kendi imkanlarımla aşmam gerekiyordu.
📌📌📌
Yaptığım durum muhakemesi  sonrasında İskenderiye’ye kadar 12-13 saatlik yolculuğu bir taksi yerine, şehirlerarası bir otobüs ile katetmeye karar verip, hazırlıklarımı tamamladım. Otelde tanıştığım ve benim gibi ülkeden çıkmanın yollarını arayan, doktor olduğunu öğrendiğim bir Yunanlı turist hanıma akşam yemeğinde planımı anlattığımda, ben de seninle geliyorum demesi seyahate ilişkin endişelerimi daha da arttırmış ama yiğitliğe de toz kondurmamıştım.  Plan gereği dikkat çekmeden, yolculuk yapan bir çift rolü için kendisine Orta Doğu’da kadınların giydiği bir abaya (siyah kıyafet) alıp, öğlen saatlerinde yola çıkmak üzere otobüs biletlerimizi aldık. Çöl yolculuğumuzda kaç tane kontrol noktasından geçtiğimizi üçüncü saatten sonra saymayı bırakmış, herşey normalmiş gibi davranmaya başlamıştık. İskenderiye geldiğimizde bizi onun Mısırlı bir doktor arkadaşı karşılamış ve havalimanına kadar arabası ile bırakmış, ikimiz de uçaklarımıza sağsalim binmiştik.
📌📌📌
Bir kaç ay sonra bir Atina seyahatimi kendisine haber vermiş, Atina programımdan bahsedip, bir buluşma organize etmiştik. Özellikle sahafları dolaşacağımı da kendisine söyleyip yardım istemiştim. Atina’da hoş sohbetten sonra hadi gel seni bir dostumla tanıştıracağım deyip, arka sokaklarda bir sahafa götürdüğünde beni bekleyen suprizden habersizdim.
📌📌📌
Küçücük dükkanın kapısında duran yaşlı sahafa Dimi bak bu sana bahsettiğim Türk arkadaşım dediğinde, sahafın Türkçe “Hoşgelmişsin Paşam” demesine şaşırmış ama asıl şaşkınlığım Dimi’nin benim için raftan indirdiği Osmanlıca kitabi görünce olmuştu. Elimdeki kitap kitap kolleksiyoncuları için bir hazine olan Müteferrika baskısı Katip Çelebi’nin Kitab-ı Cihannuması idi. Bak dedi bu genç hanımın bendeki hatırı büyüktür. Bunu babam İstanbul’dan göçerken yanında getirmiş, yıllardır bendedir. Hoş bizim buralarda bunun kıymetini bilen de yoktur ama madem kolleksiyoncusun, hem de bizim memleketten gelmişsin, istersen senindir artık. Sözlere dökemediklerimi buğulanan gözlerim anlatmış olacak ki, Dimi sıkı sıkı sarılıp, yapma be ya diyebildi sadece. 

Bu yazıyı şimdi Spotify‘da dinleyebilirsiniz!

Exit mobile version