
Eski İstanbul ile alakalı kitaplar okuyanlardansanız, mutlaka fark ettiğiniz bir şey vardır. Eski İstanbul’da adım başı semt ismi değişir.
Diyelim ki; Sirkeci Tren İstasyonu’ndan Yeni Cami’ye yürümeye karar verdiniz. Seçeceğiniz güzergaha göre geçtiğiniz semt isimleri Sirkeci, Hocapaşa, Hobyar, Çıfıt Kapısı, İstanbul Ağası İskelesi, Melek Girmez, Bahçekapı, Yenicami, Eminönü olabilirdi.
Günümüzde bu semt isimlerinin çoğu kullanılmaz, Birçoğu ya unutulmuştur, ya da sadece belli bir yaş üstünde olanlarca bilinir.
Tarihi Horhor semti de bunlardan biridir. İstanbul’un eski semtlerinden biri olsa da, az bilinir. Aksaray yakınlarında olan bu semte gürül gürül akan su anlamındaki Horhor ismi bölgedeki bir su kaynağından, çeşmeden dolayı verilmiştir. Hatta sözkonusu su kaynağının İstanbul’un fethi sonrasında Fatih Sultan Mehmet döneminde keşfedildiği söylenir.
Bu kaynağın üzerine yaptırılmış olan çeşme günümüzde de ayaktadır. İsim hikayesi kadar, çeşmeyi ilginç kılan başka bir özelliği daha vardır.
Osmanlı döneminde su kullanımının bazı kuralları vardır. Sular evlere bağlanmaz, mahalle çeşmelerine kadar getirilirdi. İhtiyacı olanlar buradan sularını doldurarak evlerine taşırlardır. Biraz daha hali vakti yerinde olanlar ise sularını mahalle aralarında dolaşan su satıcılarından alırlarlar. Bu su satıcılarına saka denirdi.
Suyun adil kullanımını sağlayabilmek için sakaların da uyması gereken kurallar vardı. Her çeşmeden su alamazlardı. Bazı çeşmeler sadece halkın kullanımına tahsis edilir, sakaların kesinlikle o çeşmelerden su almasına izin verilmezdi.
Sakaların su alabileceği çeşmeler belirlenirken, her saka da canı istediği çeşmeden su alamazdı. Semte ismini veren Horhor Çeşmesi’inde bu kuralın izlerini somut şekilde görüyoruz. Çeşmenin taşları üzerine çeşmeden su alabilecek olan sakaların ismi kazınmış. Bir nevi lisans uygulaması. Bu uygulamaya ben ilk defa burada tanık oldum. Dakikalarca seyrederken, okumaya çalışırken aklımdan da şehir kültürüne dair ne ince bir detay diye geçirdim. Sonra da kendi kendimi işte gezmekyetmez derken tam da kast ettiğim bu idi dedim.
Bu küçük detayın mutluluğunu yaşarken, bu kentin tarihi çeşmelerinin kurumuş olmasına da kafayı takmadan edemedim.
İstanbul, 11 Temmuz 2021
gezmekyetmez

