
Aziz Nesin olayı şöyle anlatır : “1948 Mayıs’ının bir günü evime gelen polis savcılıktan istendiğimi söyledi. Gittim. Savcı, bir paket içinde ince altın çerçeveli bir gözlük çıkardı. Gözlüğün çerçevesi ve camları kırıktı. Bu gözlüğün kimin olduğunu biliyor musunuz? dedi. Hemen tanımıştım. Sabahattin Ali’nin gözlüğü. İşin iç yüzünü anlayamadığım için, belki yanılabilirim diye, Bilmiyorum… dedim. Savcı bu sefer paketten bir dolmakalem çıkardı. Bu dolmakalem kimin biliyor musunuz? Bilmiyorum.”
Aziz Nesin anlatmaya devam ediyor: “Kana bulanmış Puşkin’in Almanca bir kitabını, sonra yeşil mürekkeple yazılmış bir defter gösterdi. El yazısını görünce, Bu yazı Sabahattin Ali’nin dedim. Hep yeşil mürekkep kullanırdı, el yazısını da tanırım. Savcı, açık kahverengi, damalı spor kumaştan ceket ve golf pantolonu gösterdi. Elbise kan içindeydi. Çok iyi bildiğim Sabahattin’in elbisesiydi. Sabahattin’in elbisesi dedim. Savcı ağladığımı görünce açıkladı.”
Sabahattin Ali’nin eşyaları arasında Berlin’den dönerken yanında getirdiği Kodak marka kutulu bir fotoğraf makinası da vardı. Her seyahatinde yanında olan fotoğraf makinası, ölümünden sonra devlete borcu olduğu için ailesine verilmeyen eşyalar arasındaydı.
Fotoğraf makinasının akibetini Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali yıllar sonra “Kırklareli’nde düzenlenen Sabahattin Ali günlerine gittiğimde bir kadın yaklaştı yanıma. ‘Sabahattin Ali’nin fotoğraf makinesi bizim evde. Babam bir polisten satın almış’ diye anlatır. Ancak gel gör ki, bu bilgiyi veren kadın hemen kaybolur ve bir daha da ortaya çıkmaz.
Filiz Ali’nin aktardığı bir başka yürek burkan olay ise Sabahattin Ali hakkında bulunan bir polis raporudur. “Geçenlerde biri aradı. İstanbul’da bir sahafta babam hakkında yazılmış bir polis raporu bulmuş. Pelür kâğıdına yazılmış birkaç sayfalık bir rapor… Nereye koydum bilmiyorum, galiba sinirlenip attım. ‘Şahıs şuraya gitti, şu lokantada oturdu, sigara içti, şu kişilerle konuştu’ gibi şeyler yazıyordu.”
Aradan geçen 73 yıla rağmen, Sabahattin Ali’nin ölümü hala aydınlatılamamış durumda. Yazardan geriye kalanlar sadece ölümsüz eserleri. Benim yüreğimi sızlatan ise yazarın bir baba olarak kızı için söylediği “Filiz hiç üzülmesin” sözleri…
İstanbul, 30 Mayıs 2021
gezmekyetmez

