
Bu güzel ama unutulmuş devasa kapı Atina’nın göbeği Plaka’da, Osmanlı mahallesinde.
Araştırınca öğrendim. 1721 yılında medrese olarak inşa edilmiş. Hamisi Mehmet Fahri adında bir zat.
Medreseden geriye bugün sadece bu kapı ve bazı yıkıntılar kalmış.
1821 Yunan İsyanı sırasında asilerin hapsedildiği bir hapishane olarak kullanılır.
Yunanistan’ın bağımsızlığı sonrasında aynı şekilde siyasi ve adi suçlular burada hapsedilir.
Yakınlardaki tahıl pazarı, eziyet edilen mahkumların çığlıkları ve avludaki devasa çınar ağacına asılarak idam edilen bedenler nedeniyle pek iş yapamaz.
1843 yılında hapishaneden firar eden mahkumların da arasında olduğu kalabalık Kraliyet Sarayını kuşatır. İsyancılar, 17 yaşındaki Kral Otto’ya zorla anayasayı kabul ettirirler.
1911 yılında hapishane kapatılır, medrese binası kaderine terk edilir. 1919 yılında düşen bir yıldırım idam sehpası olarak kullanılan çınar ağacını yakar. Sonrasında da, Atina’nın Bastille’i diye anılan tarihi Medrese de yıkılır.
Geriye bir tek gördüğünüz bu muhteşem kapı ve şair Paraschos’un şu dizeleri kalır:
Ey Medrese’nin ulu çınarı,
Ey lanetin sembolu…
Toprağımızın zindanı ve Bastille’i
Zaman doluyor çınar ağacı
Halkımızın susturulmuş öfkesi
sonunda oduncuyu gönderecek seni kesmek için …
Eski günlere asla kavuşamayacaksın,
Bunun yerine ateş seni yakıp, kavuracak
İstanbul, 18 Nisan 2021
gezmekyetmez

