İSTANBUL'UN KAYIKLARI, KAYIKÇILARI VE İSKELELERİ

21.10.2018

Fotoğrafın çekildiği nokta asırlardır İstanbul için deniz ulaşımının kalbi olmuştur. Bir tarafta Boğaziçi, bir tarafta Marmara, bir tarafta da Haliç suları. Tam anlamı ile İstanbul’un deniz trafiğinin göbeği, diğer tarafta ticaretin kalbi. İstanbul’un ilk kurulduğu günden itibaren bu sular ulaşım için kullanılmış. Önce su üzerinde kaymak fiilinden adına alan kayıklarla başlayan macera bugün modern Şehir Hatları Vapurları (1851) ve özel teşebbüs motorları ile sürüyor. 18. yy daki kayık sayısı 4 bin olup, kayıkçılık da bir meslek grubu idi. Hem onların, hem de yolcularının tabi oldukları yazılı ve sözlü kurallar vardı. Yazılı kurallar arasında taşıma ücretleri, kıyafetleri ve kayıkların nitelikleri yeralırdı. Yazılı olmayan kuralların en başında kadınlarla erkeklerin aynı kayığa binmemesi (tek istisnası pazar kayıkları), kayıkçı esnafı (hamlacı)’nın kadın yolcusunu görmeyecek şekilde kafasını ters yöne çevirmesi, şemsiyeli hanımların saray önünden geçerken şemsiyelerini kapatmaları gibi. Bu tür kurallardan biri de iskeleden kayığa binen bir hanıma yardımcı olmak maksadıyla elinin asla tutulmamasıydı. Yardımcı olacak kayıkçı öne doğru eğilerek, omuzunu hanıma doğru eğer ve yolcusunun omuzuna dayanarak kayığına binmesini sağlardı. Buna da “omuz vermek” denirdi. Bir ilginç ifade de bugünün deniz taksisi görevini gören özel kayıklara zerafetlerinden ötürü “Hanım İğnesi” denilmesidir. Türkiye’ye özgü dolmuş sistemi de ilk defa kayıklarda yapılan ve dolunca kalkmak üzere sistemleştirilen “nöbet kayıkları”ndan çıkmıştır. Kayıkçılığın toplu taşımı ise pazar kayıklarıdır. Yük ve insanı (50-60 kişi) taşıyan, 4-5 kürekçi ve bir reisten oluşan mürettebatı ile Eminönü’nden Sarıyer’e kadar hizmet veren ve dalgalı denizlerde de seyir edebilen büyük taşıtlar tam anlamı ile yıllarca İstanbul’un yükünü çekmiştir. Deniz ulaşımı denilince iskelelerden de bahsetmemek olmaz. Bu yoğun deniz trafiği aynı yoğunlukta iskele de gerektirmiştir. Bugun 90 civarında olan İstanbul iskelelerinin sayısı bir dönem 150 kadarmış. Çoğunun isimleri bile unutuldu bugun. İşte bazıları: İstanbul Ağası, Kapan-ı Dakik, Tulumba, Hamam, Mumhane, Balaban, Arap, Kürekçikapu iskeleleri.

Oğuz Otay

Oğuz Otay

Geziyoruz; öğreniyoruz ve eğleniyoruz...

devamı

Yorum Yaz

CAPTCHA code